Kişi sağlığı ile ilgili en önemli etmenlerden biri olan su yaşam için en gerekli maddelerden biridir. Sağlıkla ilgili konularda su denildiği zaman, içme suyu ile birlikte kullanma suları da düşünülmelidir. Çünkü su vücuda sadece içme suyu olarak değil yıkanmak, besin hazırlamak vs. için de kullanılan kullanma suyu olarak da girer. Su, insan yaşamı için oksijenden sonra gelen en önemli öğedir ve beslenmemizin vazgeçilmez bir parçasıdır. İnsan, besin almadan haftalarca yaşayabilir ancak konu susuzluk olunca bu süre 3-4 gün ile sınırlıdır.

‘’Sağlıklı yetişkin bir erkekte vücut ağırlığının %60’ını, kadında %50’sini su oluşturur. Bu oranlar yeni doğan bir bebekte %70-75 iken yaşla birlikte azalır. İnsan beyninin %95’ini ve akciğerlerin %90’ını su oluşturur. Vücuttaki bütün sistemler, organlar ve hücreler yeterli su olmadan fonksiyonlarını sürdüremezler. Hücre içinde gerçekleşen bütün hayati metabolik olaylar ancak hücre içinde su yeterli ise gerçekleşebilmektedir. Vücut sıvısının %2 gibi küçük bir oranda azalması bile hafif yorgunluk, yakın hafızada hafif bozulma, dikkati toplamada ve yapılan işe odaklanmakta güçlüklere neden olur. Vücut sıvısının azalmasına basitçe ‘dehidrasyon’’ denir. Gün boyu devam eden hafif yorgunluğun en sık nedenlerinden biri de hafif dehidrasyondur.

 

Su neden yaşamın kaynağı?

  • Su en temel enerji kaynağıdır.
  • Hücre yapısındaki maddeleri birbirine bağlayan bir yapıştırıcıdır.
  • Her sabah içtiğiniz su, sizi güne hazırlar, vücudunuzu gerçek anlamda uyandırır.
  • Vücutta taşıyıcı göreve sahip olan su, hücrelere besin ve oksijen taşır, atıkları uzaklaştırır.
  • Böbreklerin toksik maddelerden temizlenmesine yardımcı olur.
  • Kan ve lenf sisteminin büyük bir kısmını oluşturur.
  • Vücut sıcaklığının düzenlenmesinde rol alır.
  • Kan basıncını kontrol eden elektrolitlerin dengelenmesine ve taşınmasına yardımcı olur.
  • Sıcak havalarda vücudu serin tutar ve soğuk havalarda vücut izolasyonu sağlar.
  • Yeteri kadar tüketildiğinde, cildin daha düzgün, daha yumuşak, daha parlak ve daha esnek olmasını sağlar.
  • Tükürük ve mide salgısında bulunarak, besinlerin sindirilmesinde görev alır.
  • Su, emziren kadınlarda , süt üretimini artırır.
  • Bağışıklık sisteminin görevini yapabilmesi için su gerekmektedir. Bu özelliği ile zinde ve dinç kalmada yardımcı olur.
  • Eklemlerin kayganlığını sağlar.
  • Su tüketimi azaldıkça, vücutta depolanan yağ miktarı artmaya başlar ve kilo alımı gerçekleşir.
  • İçme suyu veya doğal kaynak sularının birçoğu bölgeden bölgeye değişmekle birlikte; bazı mineralleri içerir. Vücudumuz için gerekli olan minarellerin bir kısmını içtiğimiz sulardan elde ederiz. Bunlar içinde kalsiyum, magnezyum ve sodyum daha fazla miktarda olanlardır. Flor, iyot ve diğer eser elementlerin de bir kısmını içtiğimiz sulardan sağlarız.

cilt-sagligi-alkali-iyonize-su

Susuz kalmanın (dehidrasyon) neden olabileceği rahatsızlıklar

Yorgunluk: Su yaşantımız için son derece hayati önem taşır. Susuz kalan bir vücutta vücut aktiviteleri yavaşlar, yorgunluk ve halsizlik ortaya çıkar.

Yüksek kan basıncı: Vücutta dolaşan kanın normal şartlarda %92’si sudur. Bu oranın düşmesi durumunda kan ince akar ve yoğunluğunun artmasından dolayı akışkanlığı azalır. Bu nedenle kalbin, akışkanlığı azalan kanı pompalaması için ekstra çaba sarf etmesi gerekir.

Solunum: Solunum sistemindeki salgıların kuruması ve koyulaşması, vücuttan atılmasını zorlaştırır, bu durumun oluşturduğu öksürük kişileri zorlar. Kronik bir solunum yolu problemi olan hastaların uzun süre susuz kalması hastalık alevlenmesine neden olabilir.

Astım ve sinüzit: Vücudun susuz kalması astım ve sinüziti ciddi oranda tetikler,  astımda akciğerlerdeki salgılar kurur, sonuçta bronş daralması yaşanır. Sinüzitte, aynı durumlar geçerlidir, geniz akıntısının atılması zorlaşır.

Sindirim: Susuzluk ve alkali minerallerin alınmasının (kalsiyum ve magnezyum gibi) aksaması ülser, gastrit ve reflü rahatsızlıklarına yol açabilir.

Eklem ağrısı: Susuzluktan dolayı, kıkırdaklar zayıflar, eklemlerin onarım süreçleri yavaşlar, ağrılar bu nedenle daha uzun süreler hissedilir.

Erken yaşlanma: Kronikleşen susuz kalma dönemleri nedeni ile tüm organlar ve en büyük organ deri dahil erken yaşlarda kırışmaya başlar. Bu da yaşlılığın zamanından önce gerçekleşmesine yol açar.

Deri: Yeterli su olmadığından deri hücreleri parçalanır ve esnekliğini kaybeder. Elinizin üzerindeki deriyi çekip bırakın anında eski haline dönmediğinde aldığınız sıvının yeterli olmadığını bilmelisiniz! Deri vücudun görünen en büyük organıdır ve susuzluktan dolayı yaşlanmanın etkilerini hemen gösterir.

Yeterli su içip içmediğinizi test etmek için 3 küçük ipucu

  • Susuzluğunuzu gidermek için içtiğiniz su miktarının en az 2 katını tüketin.
  • Gün boyu ve sık sık su için ve su içmek için susamayı beklemeyin.
  • İdrar renginiz koyu sarı renkli ise yeterli miktarda su içmiyorsunuz demektir. İdrar renginiz koyu sarıdan açık ve şeffaf renge dönüştüğünde yeterli miktarda su tüketiyorsunuz demektir.

timthumb

Kimler daha çok su tüketmeli?

  • Yüksek proteinli diyetle beslenenler.
  • Lifli gıdalardan zengin beslenenler.
  • Bulantı kusma ve ishal ile sıvı kaybının arttığı zamanlar.
  • Ağır fiziksel aktivite yapanlar.
  • Çok sıcak ortamlarda olup, aşırı terleyen kimseler daha fazla su tüketmelidirler.

 

Su her zaman yaşam kaynağınız olmayabilir

Vücutta fazla miktarda sıvının olduğuna işaret eden durumlarda (bacak ödem ve karında asit); kalp yetmezliği, böbrek yetmezliği, siroz ve kronik karaciğer hastalığı gibi zaman zaman sıvı alımının belli bir miktarla kısıtlanması tedavinin önemli bir parçasıdır. Bu gibi durumda olan hastaların doktorlarının tavsiyelerine uymaları daha doğru olacaktır.

 

Çay, kahve, kola suyun yerini TUTMAZ!

İçeceklerin hiçbiri suyun yerine geçemez. Su, kalori içermez ve asiditesi yoktur. Kafeinli içeceklerin fazla tüketilmesi; çarpıntıya neden olurken; bu içeceklerin beraberinde fazla şeker ve krema tüketilmesi de gereksiz kalori alınmasına yani kilo artışlarına sebep olabilir. Ayrıca kafeinin idrar söktürücü özelliği de olduğundan fazla tüketildiğinde önce sıvı alımı artmış olur, ancak daha sonra idrarla sıvı kaybı artar.

Kola ve benzeri asitli içecekler mideye rahatsızlık verdiği gibi; alınan asidin etkisini azaltmak için vücut çok fazla su harcamak zorunda kalır.

 

Su tüketiminizi arttırmak için öneriler:

  • Su içmek için susamayı beklemeyin.
  • Her yemekte 1 bardak su için.
  • Susadığınızda kahve, çay ya da benzeri içecekler yerine su için.
  • Suyunuzu bitkiler ve meyveler ile daha farklı tatlarda hazırlayın.
  • Kendinize su içmek için güzel bardaklar ya da şık bir sürahi alabilirsiniz.

 

Ne kadar su içmeye ihtiyacınız var?

Formül: Vücut ağırlığı (kg) x 32 = Günlük içmeniz gereken su miktarı

Kendimden örnek verecek olursam;
90kg x 32 = 2880
2880 / 200ml. (bir su bardağı hacmi) = 15 bardak su (Bir günde tüketmem gereken miktar)

 

 

Comments

Bir cevap yazın